1 Aralık 2011 Perşembe

DOĞUŞBÜLTEN'le Kütüphane Söyleşisi (Kasım 2011)

DOĞUŞBÜLTEN editörlerinden Ömer DOĞAN ile Doğuş Üniversitesi ve kütüphanesi hakkında bir söyleşi yaptık. Benimle ve kütüphaneciliği neden seçtiğimle ilgili konuları da konuştuğumuz söyleşinin bültende yayımlanan tam metni aşağdadır:

Kısaca kendinizden bahseder misiniz?  (Nerelisiniz, nerelerde okudunuz)

Sivas’ın Kangal’a Bağlı Alacahan Beldesinde 1972 yılında dünyaya geldim. İlk ve orta öğrenimimi Alacahan beldesinde tamamladım. Araçlara olan merakım yüzünden Sakarya Oto sanayinde bir yıl motor tamircisinde çalıştım. Ertesi yıl okullar açıldığı ilk hafta herkesin okula gidişi beni derinden etkiledi. Diplomamı yanıma aldım ve kendimi Kangal Endüstri Meslek Lisesi müdürünün karşısında buldum. “Buyurun?” sorusuna “Ben okumak istiyorum.” şeklinde cevap verince, müdür önce duraksadı, beni yukarıdan aşağıya süzdükten sonra, “Senin velin nerede?” diye sorudu.
Bu görüşmeden sonra, biraz sıkıntılı da olsa yeniden okula dönmeyi başardım. İkinci sınıfta Sivas Atatürk Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Metal İşleri Bölümüne nakil yaptırdım. Başarlı bir lise hayatının ardından 1991 yılında Ankara Üniversitesi Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Bölümünü Kazandım ve 1995 yılında dereceyle mezun oldum. 1996-1999 yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kütüphanecilik Anabilim Dalında yüksek lisans yaptım.

Ne zamandan beri Doğuş Üniversitesi bünyesindesiniz? Üniversitemiz içine neler düşünüyorsunuz?
Üniversiteden mezun olduktan sonra 1995-1997 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi’nde süreli yayınlar şefi olarak çalıştım. 1997-1999 yıllarında da Sakarya Üniversitesi Kütüphanesinde uzman olarak görev yaptım. 1999 yılı Aralık ayında ise Doğuş Üniversitesi kadrosuna katıldım. Yaklaşık 12 yıldır Kütüphane ve Dokümantasyon Merkezi Müdürlüğündeki görevini yürütüyorum. 1999 yılında yaşamış olduğumuz Marmara Depreminden sonra sıkıntı çeken binlerce insandan birisi de ben oldum. O günlerde derme çatma çadırlarda ve barakalarda hayatımızı sürdürmeye çalışırken Doğuş Üniversitesinin teklifi geldi.  O günün anlamı benim için yeni bir hayata “doğuş”tur; çünkü Doğuş Üniversitesi bana yeni bir yuva, yeni bir iş, yeni bir dünya verdi. Piyasayı takip eden biri olarak Doğuş Eğitim Kurumları hakkında fikir sahibiydim ve bana gelen teklifi hiç düşünmeden kabul ettim. Doğuş’a geldiğim 1999 yılından bu yana hayatımda çok güzel şeyler oldu ve gerçekten çok mutluyum. Bu mutluluğum Üniversitemizin Türkiye’deki yüksek öğrenime vermiş olduğu katkıları yaşadıkça, pırıl pırlı gençleri donanımlı bir şekilde hayata hazırladıkça daha da artıyor.

Neden yapmakta olduğunuz mesleğinizi seçtiniz? Sizi yönlendiren şeyler nelerdi?
Sivas’ın  soğuk ve uzun kış gecelerinde, sobanın yandığı tek odada, bir öğrenci olarak sorumluluklarını yerine getirmek gerçekten çok zordu. Öğrencilerini hayata hazırlamak için kapı kapı evleri dolaşan, başarısıyla-başarısızlığıyla her koşulda öğrencisinin yanında dim dik duran, yetenekleriyle ve azmiyle öğrencilerine mükemmel bir örnek olan, disiplininden biraz da korktuğumuz ilkokul öğretmenim bu mesleği seçmemde önemli etkenlerden birisidir. Çünkü öğretmenimin verdiği ödevler ve okutturduğu kitapların sayfaları arasında geçirdiğim zamanlar ile Sivas İl Halk Kütüphanesinde geçirdiğim zamanlar üniversite öncesinde kitapların dünyasına ilgimi çekmişti. Bu ilgi, üniversite tercihi yaparken adına rastladığım Kütüphanecilik Bölümünü seçmemde en önemli etkendir. Tabi gönlümde yatan başka bölümler de vardı ancak üniversite tercih sistemimiz doğrultusunda kütüphanecilik mesleği kısmet oldu. Şu halde iyi ki seçmişim diyorum…

Doğuş Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Merkezi Müdürü olarak nelerden sorumlusunuz? Ayrıca yaptığınız çalışmalar var mı?
Kütüphaneci, her şeyi bilen değil, neyin nerede olduğunu bilen, insanlarla bilgiyi buluşturan kişidir. Her geçen gün hayatımızın ayrılmaz parçaları haline gelen bilgi teknolojisi ürünleri kütüphaneleri dolayısıyla bilgi kaynaklarını da etkiliyor. Bilgi hızla elektronik ortama göç ediyor ve ortam değiştiriyor. Kütüphaneci olarak biz de gerekli tedbirimizi alıp ona göre hizmet vermek durumundayız. Görevimizi yaparken günlük işlerin yürütülmesine paralel olarak, kütüphanecilik mesleğine akademik yönden de katkı sağlamak bakımından kütüphanecilikle ilgili araştırma ve yayın yapma görevini de üniversitemizin misyon ve vizyonuna uygun olarak yerine getirmekteyiz. Bu görevlerin yanında, dergi ve kitap yayıncılığı, üniversitede okutulan ders kitaplarının temini gibi farklı etkinlikler yürütmekteyiz. Örneğin, Doğuş Üniversitesi Dergisi buna güzel bir örnek. Şu halde Yazı İşleri Müdürlüğünü yürütmekte olduğum Doğuş Üniversitesi Dergisi uluslararası hakemli bir dergidir ve tarandığı indeksler vasıtasıyla dünya çapında 130 binin üzerinde kurumsal müşteriye ulaştırılmaktadır.

Kısaca Doğuş Üniversitesi kütüphanesinden bahseder misiniz?
Elbette kütüphane diyince ilk akla gelen kitap oluyor. Bugün geldiğimiz noktada durum biraz farklı ancak insanlardaki kütüphane algısının değişmesi zaman alacak. Şu halde F Blokta yer alan kütüphanemize ek olarak H Blok -2. Katta, K Blok asma katta 3 ayrı çalışma salonumuz daha bulunmaktadır. Kütüphanemizde 85 binin üzerindeki kitabın yanında, geriye dönük sayılarıyla birlikte 24 binin üzerinde dergi vardır. Yani sahip olduğumuz kaynakların tamamını sayısal olarak ifade etmek gerekirse 160 milyonun üzerinde dokümana sahip olduğumuzu rahatlıkla ifade edebiliriz. Dolayısıyla bu kadar kaynak arasında, her kullanıcı kendi ilgi alanına ve ihtiyacına yönelik onlarca, yüzlerce dokümanı gayet rahat bulabilecektir. Hafta içi akşam saat 20.00’ye kadar açık olan kütüphanemiz Cumartesi günleri de hizmet vermektedir. Elektronik kütüphanemiz ise, internet üzerinden 7 gün 24 saat erişime açıktır. Kütüphanede;  danışma, bilgiye erişim, internet kullanımı, görsel-işitsel bilgi kaynakları ile elektronik veritabanlarının kullanımı, ödünç verme,  kütüphaneler arası yayın temini, v.b. gibi her türlü kütüphane hizmeti verilmektedir.

Öğrenciler için ne çeşit kaynak ve olanaklar sunulmaktadır?
Öncelikli amacımız kullanıcılarımızın ihtiyaçları doğrultusunda bilgi kaynaklarını temin etmek ve onların yararlanması için uygun ortam ve hizmet seçenekleri sunmak. Bu doğrultuda öncelikle fakülte ve bölümlerin ihtiyacına öncelik verilerek, basılı ve elektronik ortamdaki her türlü bilgi kaynağı temin edilmekte ve hizmete sunulmaktadır.

Üniversitemizin üye olduğu online veritabanlarından öğrenciler nasıl yararlanabilir?
Doğuş Üniversitesi mensubu olan herkes online veritabanlarımızdan zaman ve mekan sınırlaması olmadan yararlanabilirler. Bunun için yapmaları gereken sadece kullanmakta oldukları internet sağlayıcının vekil sunucu (proxy) ayarlarını kütüphane web sayfasında belirtilen ayarlarla değiştirmektir. Bu yolla öğrencilerimiz de tüm elektronik ortamdaki kaynaklarımızdan rahatlıkla yararlanabilirler.

Sizce öğrenciler kütüphaneleri verimli ve gerektiği gibi kullanabiliyorlar mı?
Bu noktada maalesef üniversite öncesindeki eğitim ve iyi kütüphaneler olmamasından kaynaklı sorunlar nedeniyle öğrencilerimizde eksiklikler gözlemliyoruz. Bu tür sorunlar öğrencilerimizin kütüphaneyi ve kaynaklarını yeterince kullanmalarını engellemektedir. Bu yüzden öğrencilerimize öncelikle kütüphane kullanımına yönelik eğitim verilmesi gibi bir görevi de üstlenmek durumunda kalıyoruz. 

Doğuş Üniversitesi kütüphanesinin diğer üniversite kütüphanelerinden farkı nelerdir?
Kuşkusuz her üniversite kütüphanesi iyi hizmet vermek amacındadır. İyi hizmet alanında eğitim görmüş ve uzmanlaşmış personelle verilir. Zaten hizmette farkı alanında yetkin kişiler gerçekleştirebilir. Örneğin, Doğuş Üniversitesi Kütüphanesi Personelinin geliştirmiş olduğu ve Türkiye’deki akademik yayınlara erişimi sağlayan Doğuş Üniversitesi Makale Veri Tabanı’nın projesi, yazılımı ve veri girişleri kütüphane personeli tarafından yapılmıştır. Yine kimi üniversite kütüphanelerinde yeni başlayan içindekiler ve kapak taraması gibi hizmetler yıllar önce kütüphanemiz tarafından geliştirilen projeler kapsamında uygulanmaktadır. Bu tür girişimler sahip olduğumuz kaynakları en üst düzeyde kullanıma sunmak bakımından önemlidir ve bu tür projelerimiz ile kütüphanecilik literatürüne katkılarımız bizi diğer üniversite kütüphanelerinden farklı kılmaktadır.

Bazı öğrenciler istedikleri kaynakları bulamadıklarını söylüyorlar. Bunun nedenleri sizce nedir?
Araştırma sabır işidir. Öğrencilerimizin bu noktadaki sorunlarını iki başlık altında ifade edebiliriz. Birincisi araştırmaları sırasında yeterince sabır göstermemeleri, diğeri araştırma yöntem ve teknikleri hususunda zayıf olmalarıdır. Öğrencilerimiz günün koşullarına uygun olarak bir çırpıda aradıklarını bulmak istiyorlar. Her ne kadar bilgi teknolojisi araçları seçmiş olduğumuz dokümanları saniyelerle ifade edilebilecek sürelerde ekranımıza getirse de sonuçta hangi kaynakların araştırma konumuz için doğru kaynak olduğuna bizler karar veriyoruz. Yine araştırmalar sırasında anahtar kelimelerin iyi belirlenememesi ve cümle şeklinde anahtar kelimeler yazılması gibi sorunlar, araştırmalarda doğru sonuç alınmasının önünde önemli bir engeldir.

Öğrenciler nasıl çalışmalar yapmalı sizce, hangi konulara el atmalılar?
Bir insan mesleğinde olduğu kadar sosyal hayatında da başarılı ve mutlu olmalıdır. Başarı ise, çalışarak, emek sarf edilerek elde edilebilen bir sonuçtur. Öğrencilerimiz öncelikle asli görevlerini, yani derslerini titizlikle takip etmeli, kendisine rol model belirlemeli, hedef koymalı, sosyal ve akademik hayatını dengeli yaşamalıdır. Bu denge içinde ilgi duyduğu alanlarda kendini geliştirmeye çalışmalı, kararlı olmalı ve yılmamalıdır.

Son olarak Doğuş Üniversitesi öğrencilerine ne söylemek istersiniz?
İnternet, her alanda olduğu gibi kütüphanecilik alanında da çok şeyi değiştirdi. Maalesef İnternetin insanlardaki algısı, işlevini aşacak bir özellik taşıyor. Hatta kütüphaneler açısından, insanlardaki İnternet algısı, oldukça düşündürücü ve üzücü boyutlara varabiliyor. İnsanların önemli bir kısmında, “İnternet varken kütüphaneye ne gerek var!” gibi düşünceler oluşması ve bu düşüncelerin, kimi aydın diye nitelendirebileceğimiz kişiler tarafından da dile getirilmesi gerçekten çok vahimdir. Şu halde kontrol edilemez bir güç haline gelen İnternet, çocuklar için oyun, gençler için bir takım hobilerini paylaşma ve değerlendirme, akademisyenler için bilgiye erişme alanıdır. İnternet bilgiyle enformasyon arasındaki bağları ortadan kaldıran bir araca dönüşse de, telif haklarıyla korunan gerçek bilginin halen basılı eserlerde, veri tabanlarında olduğu ve bunların da yine kütüphaneler tarafından temin edilerek hizmete sunulduğu herkes tarafından bilinmelidir. Yani İnterneti ve elektronik ortamı kitaplardan ve kütüphanelerden uzaklaşmanın bir yolu değil, yeni bir anlayışla hayatımıza dahil etmenin bir yolu ve yeni bir fırsat olarak görmeliyiz. Bütün basılı eserlerin zaman içinde elektronik ortama aktarılması söz konusudur. Peki bütün bunlar bizi basılı kitaptan uzaklaştıracak mı? Bence uzaklaştıracak. Kitaplar bir nesne olarak git gide hayatımızda küçük bir yer tutacak. Tıpkı bir tablo veya özenle sakladığımız bir yapıt gibi olacak. Ancak İnternet sayesinde eskisinden daha fazla işlevsel, daha kolay erişilebilir bir hale gelecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme